Allah'a Kulluk ve İbadetin Önemi

Yahya POLAT

 

Bütün insanlar dünyaya Allah'ın varlığına birliğine iman ve Allah'a kulluk için gönderilmiştir.

Dünya insanlar için bir imtihan meydanıdır. Cenabı Hak kimler daha güzel amel işleyecek, kimler inanacak kimler inanmayacak diye denemek için insanları dünyaya göndermiş ve kâinatta en şerefli bir varlık olarak yaratmıştır.

Rütbelerin en büyüğü ve en üstünü Allah'a kulluk rütbesidir. Müminlerin dünyada en çok Allah'ı, peygamberini, dinini, kitabını sevmesi gerekir. Bunların dışındaki dünyalıkların Allah sevgisinin ve mukaddes değerlerin sevgisinin önüne geçmemesi gerekir.

İnsanoğlu en çok neyi seviyorsa, kimi seviyorsa ona tapıyor demektir.

Kulluk yalnız Allah için yapılır ve Allah için ibadet edilir. Başka şeyler için kulluk yapılmaz ve ibadet edilmez.

Peygamberimiz Aleyhisselam miracını yaşadığında cenab-ı hak kendisine sorar. “Ey Habibim Ben senin miracını Kur'an'da anlatacağım, Kur'an'da senin unvanının ne olmasını istersin?” dediğinde Peygamberimiz Aleyhisselam, “Ya Rabbi bana kulum de yeter” buyurdu ve bunun üzerine Cenabı Hak Peygamberimizin miracını anlatırken İsra suresinin 1. ayetinde kulunu gecenin kısa bir bölümünde Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir, buyurarak cenab-ı hak Peygamberimizin unvanını kul olarak zikretmiştir.

Böylece kulluk rütbelerin en üstünüdür. Kulluğun gereği olan İslam'ın şartlarını tam olarak yerine getirmekle kul, Allah'a daha çok yaklaşır ve daha çok teslim olur.

Alimler demişlerdir ki: Kimde şu 5 haslet bulunursa insanların en üstünüdür. Birincisi Rabbine karşı ibadetinde devamlı olan Allah'ın insanlara verdiği nimetler saymakla bitmez.

Bizi yaratan, yaşatan nimetleri ile donatan ve bir gün ölümümüzle huzuruna çağıracak olan Cenab-ı Hak’tır.

Allah'ın verdiği bu sayısız nimetlere karşı müminlerin Allah'a hamd etmesi, şükretmesi ve Müslüman olmanın şartlarını isteyerek arzu ederek gönülden yerine getirmesi lazım insanoğlu başkasından sınırlı da olsa bir iyilik gördüğü zaman ona teşekkür eder, minnettar olur ve Allah'ın insanoğluna verdiği sayısız nimetler karşısında ona kulluğu icabı ibadet etmesi şükür borcunun en güzel bir ifadesidir ve bu kulluk bir gece ile bir ayla sınırlı olmaz, hayat boyu devam etmesi gerekir.

Ramazan ayı orucunu tutmak gibi günde 5 vakit namaz kılmak gibi zenginsen malının kırkta bir zekâtını vermek gibi imkanı varsa zenginse ömründe bir defa hacca gitmek gibi Peygamberimiz Aleyhisselam bazı zamanlarda sabah namazı ezanı okunduğunda kızı Fatıma'nın kapısını çalar ve onları sabah namazına kaldırırdı.

Yine bir gün Hilal-i Habeşi Hazretleri sabah ezanını okumuş, Peygamberimizin kızı Fatıma'nın kapısını çalıyordu. Kapıya damadı Hazreti Ali çıktı, “Hayır mıdır ey Allah'ın resulü? Bu erken saatte teşrif ettiniz.”

O esnada kızı Fatıma geldi. Peygamberimiz Aleyhisselam kızı Fatıma'ya dönerek şöyle dedi: Bu erken saatte sizi sabah namazına kaldırmak için geldim. Onlar da dediler ki: “Biz zaten sabah namazına da kalkmıştık. Peygamberimiz Aleyhisselam kızı Fatıma'ya döndü ve şöyle dedi: Ey kızım Fatıma! Sakın ha namazını, ibadetlerini ihmal etme. Ahirette nasıl olsa babam Muhammed vardır. O beni kurtarır, deme Allah'a yemin ederim ki ibadetlerinde kusur edersen. Vallahi ahirette baban Muhammed de seni kurtaramaz” buyurdu ve yine insanların en üstünü olabilmek için açıktan ve gizli olarak ihlaslı bir kul olmak lazımdır.

İbadetlerin, kulluğun gösterişten riyakârlıktan, şov yapmaktan uzak olması gerekir. Çünkü ibadetler yalnız Allah için yapılır. İnsanların en üstünü olabilmek için insanların onun şerrinden emin olmaları gerekir. Mümin elinden ve dilinden müminlerin zarar görmediği kişidir başkalarına iyilik yapan iyilik yolunda olan iyiliklerini çoğaltan kişidir.

Yine üstün bir kul olabilmek için insanların elindekinden ümit kesmek ve Allah'ın kendisine verdiği nimetlerle yeterli olmak gerekir.

Cenabı Hak insanların rızıklarını kendi aralarında taksim etmiştir. Hasetliğe, fesatlığa çekememezlik yapmaya hiç gerek yoktur.

İnsanların en üstünü olan ölüm için her zaman gece gündüz her türlü şartlarda hazırlıklı olandır. Cenabı Hak Kur'an ayetleri ile ölüm ve ötesi için hazırlıklı olmamızı ve ebedi hayatta yeterli azık hazırlamamızı emretmektedir. Çünkü ahirette hesap var, dünyada yapılanların hesabının verilmesi vardır, amellerin tartılması vardır, amel defterlerinin verilmesi vardır, zor bir geçit olan sırattan geçiş vardır, iyi kullar için Cennet vardır, günahkâr kullar için ve inançsız olarak ölenler için Cehennem vardır.

Böylesine çetin bir akıbet için çetin bir mahşer günü için yeterli hazırlıkların yapılması vardır. Dünyasını iman ve salih amellerle değerlendiren Mümin ölümden hiç korkmaz ve ölüme her zaman hazırlıklıdır. Çünkü inancını koruyor, inancını güzel amellerle kuvvetlendiriyor ve geleceğine güvenle bakıyor, bir mütefekkir şöyle diyor: Her şey şu tek cümlede yoktur: Ölüm Allah diyene çlüm güzel şey budur. Perde ardından haber hiç güzel olmasaydı ölür müydü?

Peygamber minarede ölü var diye acı bir sala, er kişi niyetine saf saf namaza ne ala böyledir de ölüme kimse inanmaz. Hâlâ ne tabutu taşıyan, ne toprağı kazan, o dem ki perdeler kalkar, perdeler iner Azrail'e hoş geldin demek hüner.

Ölüme hazırlıklı olup Azrail Aleyhisselam'a hoş geldin diyebilecek bir iman ve amele sahip olmayı Cenabı Hak'tan niyaz ediyoruz.

Kulluğumuz Allah için olsun dualarımız, niyazlarımız Allah için olsun.

Allah'ın rahmeti, bereketi hepimizin üzerine olsun.